<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499</id><updated>2012-02-16T14:14:44.413+02:00</updated><category term='hamilelikte diş bakımı'/><category term='anne sütü'/><category term='fırçalama'/><category term='çocukların'/><category term='azaltıyor'/><category term='hamilelikte diş sağlığı'/><category term='diyet listesi'/><category term='gebelikte diş çürümesi'/><category term='diyet'/><category term='tatlılar diş'/><category term='estetik ve guzellik'/><category term='cilt bakımı'/><category term='anne'/><category term='zayıflama'/><category term='öneriler'/><category term='kalp hastalıkları riski'/><category term='cildi temizleme'/><category term='aile planlaması'/><category term='çocuklarda'/><category term='süt'/><category term='d vitamini'/><category term='ağız kanseri'/><category term='anne sütü faydaları'/><category term='kanser'/><category term='erken'/><category term='beslenme'/><category term='elma'/><category term='çocuklar'/><category term='dişeti'/><category term='okul döneminde'/><category term='sağlıklı aile'/><category term='beyaz dişler'/><category term='nasıl beslenmeli'/><category term='cilt sagligi'/><category term='c vitamini'/><category term='diş çürümeleri'/><category term='fazla kilolardan kurtul'/><category term='düzenli aile'/><category term='zararları'/><category term='agiz ve dis sagligi'/><category term='aile sağlığı'/><category term='diş çürümesi'/><category term='dişler nasıl fırçalanmalı'/><category term='glikolik'/><category term='hastalıkları'/><category term='çürük dişin zararları'/><category term='dişleri'/><category term='sağlığı'/><category term='planlı aile'/><category term='engelleme'/><category term='güzel dişler'/><category term='diş fırçalamak'/><category term='erken boşalma'/><category term='diş eti'/><category term='glikolik asit'/><category term='çürükleri'/><category term='çürük diş kalp krizi'/><category term='agiz kanseri'/><category term='elma sirkesi'/><category term='yağlar'/><category term='anne ve cocuk sagligi'/><category term='faydaları'/><category term='çocuk sağlığı'/><category term='hastalığı'/><category term='çürümesi riski'/><category term='sigara'/><category term='yağların'/><category term='yağlar hakkında'/><category term='aile sagligi'/><category term='vitaminler'/><category term='diş'/><category term='tedavisi'/><category term='cinsel saglik'/><category term='sağlıklı dişler'/><category term='vitamin eksikliği'/><category term='boşalma'/><category term='azaltma'/><title type='text'>Sağlıklı Yaşam Merkezi</title><subtitle type='html'>Sağlıklı bir yaşam adına ne varsa</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>22</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-2139053894227100585</id><published>2010-04-01T16:57:00.000+03:00</published><updated>2010-04-01T16:57:02.508+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cildi temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elma sirkesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='estetik ve guzellik'/><title type='text'>Elma sirkesi ile güzelleşme önerileri</title><content type='html'>Binlerce yıl önce, mahzende unutulan bir şaraptan tesadüf eseri keşfedilen sirkenin ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok sağlık ve estetik sorununun çözümünde etkili olduğunu biliyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle elma sirkesinin pırıl pırıl saçlar, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmanızda çok önemli katkıları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, evde kolayca uygulayıp mevsim geçişlerinde yorulan cildinizin bir çiçek gibi açmasını sağlayacak önerilerde bulunuyor. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesini güzelliğiniz için denemediyseniz, şimdi tam zamanı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Elma sirkesi ile kepeksiz saçlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Elma sirkesi ile akne tedavisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Elma sirkesi ile ciltteki lekelerden kurtulmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Elma sirkesi ile varisli damarların tedavisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bezi elma sirkesine batırıp, sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Elma sirkesi ile zayıflamak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardak suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-2139053894227100585?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2139053894227100585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2139053894227100585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/elma-sirkesi-ile-guzellesme-onerileri.html' title='Elma sirkesi ile güzelleşme önerileri'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-178448063160406274</id><published>2010-04-01T16:49:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T16:50:28.892+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet listesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fazla kilolardan kurtul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><title type='text'>Fazla kilolar gözünüzü korkutmasın</title><content type='html'>Tatil sonrası fazla kilolu görünüyor olabilirsiniz, sakın paniğe kapılmayın. Çünkü gördüğünüz fazlalık gerçek kilo olmayabilir. Şu ihtimallere bir göz atın, belki de iki gün sonra fazla kilo kendiliğinden gidebilir&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- Uzun yolculuklarda hareketsiz kalınca vücutta şişlikler meydana gelebilir.&lt;br /&gt;- Günlük rutin yaşamın dışına çıkmak bağırsak düzeninizi etkilemiş olabilir, kabızlık sorunu nedeniyle kilo fazla görünür.&lt;br /&gt;- Bir gün önce tuzlu bir sos veya yemek yediyseniz ertesi gün ödem oluşabilir.&lt;br /&gt;- Az su içtiyseniz vücudunuz su tutmuş olabilir biraz daha fazla su içerek bu durumdan kurtulabilirsiniz.&lt;br /&gt;- Alkollü içecekler vücutta ödeme sebep olur birkaç gün içinde bu durum düzelir.&lt;br /&gt;- Kadınlar için mensturasyon (âdet) döneminin yaklaşmış olması kiloda 1 -1. 5 kg artış yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ihtimalleri göz önünde bulundurup daha fazla su içip, bağırsaklarınızın düzene girmesini, âdet döneminizin geçmesini bekleyerek sabırlı olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücutta 1 kg yağlanma olması için fazladan 7 bin kalori almak gerekir. Sadece ufak tefek sapmalar hemen yağlandığınız anlamına gelmez.&lt;br /&gt;1 gr yağ 9 kalori&lt;br /&gt;1 gr protein 4 kalori&lt;br /&gt;1 gr karbonhidrat 4 kalori&lt;br /&gt;1 gr alkol 7 kalori enerji verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yenilen yiyeceklerin kalorileri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="1" cellpadding="2" cellspacing="2" style="border-collapse: collapse; border: 1px solid rgb(0, 0, 0);"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Baklava&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon baklava ortalama 420-440 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Barbunya pilaki&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon 6-7 çorba kaşığı barbunya pilaki yaklaşık   330-350 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Biftek&lt;/td&gt; &lt;td&gt;Yağlı 90    gram yağlı biftek ortalama 250-260 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Bira&lt;/td&gt; &lt;td&gt;Normal 1 kutu 330 ml normal bira ortalama 140-150 kalori   içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Börek&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon börek ortalama 300-310 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Bulgur pilavı&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon bulgur pilavı ortalama 310-320 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Çikolata kaplı kek&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon çikolata kaplı kek ortalama 410-430 kalori   içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Sütlü çikolata&lt;/td&gt; &lt;td&gt;30 gram   çikolata sütlü ortalama 160-170 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Dürüm kebap&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon kebap dürüm ortalama 500-550 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Ekmek yufka&lt;/td&gt; &lt;td&gt;25 gram   yaklaşık 1 dilim yufka ekmek 65-70 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Etli pilav&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon etli pilav ortalama 450-460 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Etli yaprak sarma&lt;/td&gt; &lt;td&gt;4 adet etli yaprak sarma ortalama 330-340 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Fındık lahmacun&lt;/td&gt; &lt;td&gt;2 adet küçük fındık lahmacun yaklaşık 90-100 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Humus&lt;/td&gt; &lt;td&gt;4 çorba kaşığı humus yaklaşık 280-300 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;İç pilav&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon iç pilav yaklaşık 410-420 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;İçli köfte&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 adet kızartılmış içli köfte ortalama 180-200 kalori   içerir haşlama içli&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Köfte&lt;/td&gt; &lt;td&gt;yaklaşık 120-150 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;İrmik helvası&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon irmik helvası ortalama 540-560 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Kabak tatlısı&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon kaymaksız kabak tatlısı ortalama 330-340 kalori   içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Katmer&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon katmer yaklaşık 470-480 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Kazandibi&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon kazandibi ortalama 270-280 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Kıymalı pide&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon kıymalı pide yaklaşık 500-550 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Yağlı koyun eti&lt;/td&gt; &lt;td&gt;90 gram   yağlı koyun eti ortalama 280-290 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Muz likörü&lt;/td&gt; &lt;td&gt;40 ml muz likörü yaklaşık 120-130 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Peynirli künefe&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon peynirli künefe ortalama 520-540 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Sac kavurması&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon sac kavurma ortalama 350-370 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Şekerpare&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon şekerpare ortalama 470-480 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Sütlaç&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 kase sütlaç ortalama 270-280 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Tavuk pirzola&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 köfte kadar yaklaşık 30 gram beyaz derisiz   tavuk eti 55 kalori, derili tavuk eti ise 75 kaloridir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;tr&gt; &lt;td&gt;Tulumba tatlısı&lt;/td&gt; &lt;td&gt;1 porsiyon tulumba tatlısı ortalama 509 kalori içerir&lt;/td&gt; &lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt; &lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sakin ve kararlı olun&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Tatil kilolarını verirken sakin ve kararlı olun, yeme biçiminizi gözden geçirin&lt;br /&gt;- Hızlı kilo verme diyetlerinden uzak durun ve haftada 1 kg verecek şekilde içinde her besinden bulunan az ve sık yemek yeme esasına dayanan ve beraberinde egzersiz olan bir diyetisyen tarafından planlanmış programlar yapın.&lt;br /&gt;- Ekmek ve karbonhidratı tamamen kesen diyetler, tek besin diyetleri gibi diyetleri, size mucize ve sihir vaad eden programları sakın uygulamayın.&lt;br /&gt;- Günlük beslenmenizde ara öğünler ilave ederek metabolizmanın çalışmasına katkıda bulunabilirsiniz. Ama ara öğün içeriklerine dikkat etmeniz de önemlidir. Özellikle saflaştırılmış ürünler, şeker, şekerli ürünler yerine daha komplike besinleri tercih etmeniz (meyve, süt, peynir, kepekli ekmek..) daha doğru olacaktır.&lt;br /&gt;- Çok yoğunsanız ve ara öğün yapacak vaktiniz yoksa yanınızda taşıyabileceğiniz kuru meyve, ceviz veya fındık, diyet bisküvi veya minik peynirli bir sandviç bile sizin metabolizmanızı çalıştıracak ve o esnada ihtiyacınız olan enerjiyi sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Diyet ve Beslenme Uzmanı Dilara Koçak&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-178448063160406274?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/178448063160406274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/178448063160406274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/fazla-kilolar-gozunuzu-korkutmasn.html' title='Fazla kilolar gözünüzü korkutmasın'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-1556832029347398513</id><published>2010-04-01T16:44:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T16:45:16.985+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öneriler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken boşalma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boşalma'/><title type='text'>Erkeklerin kabusu Erken Boşalma</title><content type='html'>Boşalmanın (ejakulasyon) penis vajinaya girdikten sonra cinsel tepkileri normal olan bir eşi tatmin edemeden olması veya kişinin isteğinden önce olmasına erken boşalma (premature ejaculation) denir. Genellikle dile getirilmesi güç olduğundan ve göreceli bir kavram olduğundan rastlanma sıklığı konusunda yeterli bilgi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 25 yaşın altındaki genç erkeklerin üçte birinde ve 40 yaşın üzerindekilerin % 10′unda görüldüğü sanılmaktadır. Aslında hemen her erkek hayatının bir bölümünde bu sorunla karşılaşabilir. En azından ilk cinsel deneyimleri esnasında oluşan gerginlik sebebiyle erken boşalma görülebilir ve zamanla ejakulasyonu kontrol etmeyi öğrenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Erken boşalmanın sebepleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Erken Boşalmanın birinci sebebi biyolojiktir. Erkekte normal fizyolojik boşalma ve orgazm penis vajene girdikten 2-3 dakika sonra olmaktadır. Oysa kadınlarda normal fizyolojik orgazm ve doruğa ulaşma penis vajene girdikten yaklaşık 12-14 dakika sonra olmaktadır. Ancak çoğu kadın sadece penisin vajene girmesi ile orgazma ulaşamaz diğer cinsel uyarılara da gereksinim duyarlar. Kadınların yaklaşık % 10′u ise cinsel uyarılara rağmen hiçbir şekilde orgazm olamamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer sebepler arasında ise günah işleme veya suçluluk duygusu, hastalık kapma, gebe bırakma, başkası tarafından mahrem yerlerinin keşfedilme korkusu; aşırı isteğin verdiği gerginlik gibi psikolojik faktörler önemli rol oynamaktadır. Bazen prostat iltihapları veya sinirsel yolları etkileyen hastalıklarda rol oynamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Erken boşalmanın tedavisi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Sebebin açığa çıkarılması, endişelerin giderilmesi, sık cinsel ilişkide bulunarak cinsel gerilimin azaltılması bazen işe yarayabilir. Erken boşalma eşlerin biri veya her ikisi içinde cinsel sorun halini alırsa tedavisi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sıkıştırma tekniği: &lt;/b&gt;Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bu metodda kadın erkeğin penisini boşalma yaklaşana kadar uyarır. Boşalma oluşacağı anda kadın erkeğin penisini erksiyonun bir kısmı kayboluncaya dek sıkar. Bu teknikde amaçlanan orgazm öncesi hissedilenleri ve geciktirmeyi erkeğe öğretmektir. Elle uyararak hareketsiz bir ilişki ile başlayan bu teknik daha sonra kaydırıcı bir krem kullanarak,kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak  sürdürülür. Master ve Jhonsons bu tekniği öğrenerek uygulayanların %98 inde erken boşalma sorununun ortadan kalktığını bildirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dur – başla tekniği&lt;/b&gt;: Bu teknikte kadın erkeğin penisini 3 kez ardı ardına boşalma olasıya kadar uyarır, ancak boşalma olmadan önce uyarıyı keser. Dördüncü denemede ise boşalmaya izin verilir. Haftada 3 kez erkek boşalmasını kontrol edesiye değin tekrar edilir. Boşalmanın kontrol edildiğinden emin olunduğunda bu işlem kayganlaştırıcı bir kremle denenir. Daha sonraki aşamalarda kadının üstte olduğu pozisyonda hareketsiz olarak, kadının üstte olduğu pozisyonda hareketli olarak ve son olarak yanyana pozisyonda dur-başla tekniği uygulanır. Bu teknikle erkek uyarılma sona erdirilmediği takdirde boşalacağı zamanı öğrenir. Bu tekniği uygulayanların % 90-95 inde boşalmanın 10-15 dakikalara uzayabildiği bildirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Psikoterapi ve depresyon tedavisi:&lt;/b&gt; Bazı vakalarda erken boşalma derinlerdeki bir ruhsal çatışmadan veya depresyondan kaynaklanıyor olabilir. Bunların açığa çıkarılması, psikoterapi uygulanması veya depresyonun tedavisi erken boşalmayı da engelleyebilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-1556832029347398513?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1556832029347398513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1556832029347398513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/erkeklerin-kabusu-erken-bosalma.html' title='Erkeklerin kabusu Erken Boşalma'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-7594239322848781379</id><published>2010-04-01T16:41:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T16:41:32.635+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='glikolik asit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='glikolik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><title type='text'>Glikolik asit ile cilt bakımı</title><content type='html'>Her cilt çevresindeki dünyaya karşı duyarlıdır. Gün ışığına, rüzgara, soğuk havaya ve çevremizdeki diğer zararlı faktörlere maruz kalma erken cilt yaşlanmasına yol açar. Günümüzde alfa hidroksi asitler (AHA) hiperkeatoz azaltıcı, nemlendirmeyi arttırıcı ve cilt problemlerini iyileştirici etkilerinden dolayı, estetik tıpta önemli bir ajan olarak ön plana çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;Şeker kamışından elde edilen doğal kaynaklı bir meyve asidi olan glikolik asit, AHA’lar arasında en küçük moleküllü asit olması nedeniyle ayrıcalıklı bir öneme sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden beri kullanılan kimyasal soyma ajanları ile karşılaştırıldığında cildi ileri derecede tahriş etmemesi nedeni ile günümüz insanının yoğun sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkilemeden hem peeling yapabilmek, hem de bununla sınırlı kalmayıp deri hücrelerinin yenilenme hızını arttırmak ve dermis kollajen sentezini uyarmak glikolik asitle mümkün olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kliniğimizde glikolik asit içerikli medikal cilt bakımı uygulamalarında, dünyada plastik cerrahlar ve dermatologlar tarafından en fazla tercih edilen marka olan MD Formulations profesyonel ürünleri kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;%70 ve %99′luk glikolik asit bileşiği içeren ürünlerle gerçekleştirilen peeling işlemleri uzman hekim tarafından uygulanmakta ve bu işlem minimum 6 seans gerektirmektedir. Bakım aralıkları cilt özelliklerine göre değişmekle birlikte ortalama 7-10 gündür. Kişinin cilt yapısına göre sadece glikolik asit bileşiği ile soyma işlemi yapılabildiği gibi, problemli ciltlerde daha hızlı sonuç elde etmek için %50 glikolik asit bileşiği ve %1,6 salisilik asit kombinasyonu içeren yeni bir sistem olan alfa-beta peeling sistemi de uygulanabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Glikolik asit ile yapılan medikal cilt bakımında deri nemlenir, oksijenlenmesi artar, daha genç, sağlıklı ve pürüzsüz bir görünüme kavuşur. Ciltteki ince kırışıklıklar azalır. Akneli ciltlerde sivilce oluşumuna yol açan foliküldeki tıkacı kaldırarak, yağ salgısının birikimine engel olur. Ciltteki ton farklılıkları ortadan kalkar, gözenekler sıkılaşır, varsa hiperkeratoz alanları kaybolur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-7594239322848781379?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/7594239322848781379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/7594239322848781379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/glikolik-asit-ile-cilt-bakm.html' title='Glikolik asit ile cilt bakımı'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-4516458379149424573</id><published>2010-04-01T16:39:00.000+03:00</published><updated>2010-04-01T16:39:02.986+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağlar hakkında'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasıl beslenmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağların'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağlar'/><title type='text'>Yağlar hakkında bilmediklerimiz</title><content type='html'>Hepimiz yağlardan ve yağlı besinlerden uzak durmakla beslenme sorunumuzu çözdüğümüzü sanırız. Oysa yağlar vücudumuzun vazgeçilmezleri arasında. İyi tanıyıp, bilinçli kullanarak onları yararlı hale getirebiliriz. Aşırı ve yetersiz beslenme arasında gidip gelerek bir türlü dengeyi kuramamak sık rastlanan bir sorun. Oysa diyet uzmanları enerji sağlayan besinleri abartmaksızın, beslenme dengesinin kurulmasından yana. Enerji sağlayan besinlerin başında ise yağlar geliyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanılanın aksine yağlar o kadar zararlı değil. Tam tersine gerekli. Enerji sağladıkları gibi, yağda eriyen vitaminlerin ve antioksidanların vücuda alınmasını sağlayan birer taşıyıcı vazifesi görürler ve elzem yağ asitleri dediğimiz asitlerin vücuda alınmasına yararlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle; ihtiyacımız kadar kullanarak ve doymamış yağları tercih ederek beslendiğimizde, sağlıklı bir ömür sürebiliriz. Şunu da belirtmekte yarar var: Sosis, salam, krema, peynir, kavrulmuş fıstık, patates cipsi ve çikolata gibi besinlerin doymuş yağ oranı yüksek olduğu için kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Ayrıca katı yağ ve tereyağı gibi yağlar (doymuş yağ oranı yüksek ve doymamış yağ oranı düşük yağlar) kolestrolü yükseltip, damar tıkanıklığına, koroner yetmezliği ve kanser gibi hastalıklara neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bir seminerin ardından&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yağların yaşamımız üzerindeki önemini vurgulamak amacıyla Unilever tarafından düzenlenen “Beslenmede Yağlar ve Değişim” adlı seminerde özellikle kalp ve damar sağlığı ile yağlar arasındaki bu ilişki üzerinde duruldu. Yağların sağlığın ‘olmazsa olmazı’ olduğu da üzerine basa basa söylendi. Öyleyse hemen şu soruyu sorsak iyi olacak: “Hangi yağları tercih edeceğiz?” Cevap olarak, içinde en az miktarda doymuş yağ ve en yüksek miktarda doymamış yağ içerenleri denebilir kısaca. Ancak lezzetine olduğu kadar, A, D ve E gibi vitaminleri içermesine dikkat etmemiz, tereyağ gibi içinde kolesterol bulunan hayvansal yağlardan uzak durmamız şart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seminerde, konu hakkında bilgilendirici bir konuşma yapan Beslenme Uzmanı Paulus Verschuren, kalp sağlığı için doymuş yağların azaltılması, doymamış yağların ve E vitamininin arttırılması gereğine değinirken, bize küçük ipuçları da verdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kahvaltıda tüketeceğimiz yağı seçerken;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Yumuşak olması,&lt;br /&gt;Damak tadımıza hitap etmesi,&lt;br /&gt;İçinde yağda eriyen vitamin ve besleyici maddelerin bulunması ve bunların emilime yardım ediyor olması, gibi özellikleri mutlaka dikkate almak gerekiyor. Paulus Verschuren, bu özellikleri içeren bit&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-4516458379149424573?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4516458379149424573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4516458379149424573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/yaglar-hakknda-bilmediklerimiz.html' title='Yağlar hakkında bilmediklerimiz'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-1313441246492709329</id><published>2010-04-01T16:31:00.000+03:00</published><updated>2010-04-01T16:31:04.805+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='süt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne ve cocuk sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü'/><title type='text'>Anne sütü hem doyuruyor hem obeziteyi engelliyor</title><content type='html'>Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görevli Uzman Dr. Faruk Demir, yaptığı açıklamada, obezite hastalığının alınan enerjinin tüketilen enerjiden fazla olması nedeniyle ortaya çıktığını, fazla enerji alımı nedeniyle yağların aşırı depolanması sonucu kilo alımının yüksek olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda obezitenin yaklaşık yüzde 15 ile 30 arasında görülme sıklığının yaşandığına işaret eden Demir, obez çocukların en büyük özelliğinin genellikle ailelerinin de obez olması olduğuna dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obez ailelerde harcanan enerjinin az olduğunu, bebek ve çocuklarda da daha çok aşırı beslenmeye bağlı olarak obezite hastalığının görüldüğün değinen Demir, “Anne sütünün obeziteyi engelleyici etkisi vardır. Anne sütü bebeğin doymasını sağlar. Bu da bebeğin aşırı kilo almasını önler. Anne sütü olan bebekler emzirmenin sonunda doyar. Emzirmede son süt vardır. Bu süt de bebeğin doymasını&lt;br /&gt;sağlar” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demir, yemek yedirmenin anne ile bebek ya da çocuk arasında bir savaşa dönüşmemesi gerektiğini, ailelerin genellikle bebeklerinin kilolu, toparlak olmasını istediğini belirterek, annelerin bebeğin her davranışını açlık olarak algıladığını, bebeğin ağlamasını, uyumamasını, huzursuz olmasını aç olması yorumladıklarını, bu nedenle sürekli bebeğin ağzına yemek tıkadıklarını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin her olumsuz davranışı karşısında yemek yedirilmesinin obezitenin oluşmasına neden olabileceğini dile getiren Dr. Demir, şöyle konuştu: “Önemli olan bebeğin dengeli beslenmesidir. Her öğünde fazla abartılmadan yemek verilmesi ve alınan enerjinin harcanması lazım. Böyle olunca bebekte düzenli kilo alımı olur. Ayrıca, bebeklerin düzenli sağlık kontrollerin yapılması gerekiyor. Aşırı kilo alımı varsa, sağlık personeli ve diyetisyenlerden bilgi almak lazım. Obezite hastalığında erken önlem almak gerekiyor. Çünkü bebeklik ve çocukluk çağından başlayan obezite ergenlik ve yaşamın diğer dönemlerinde de devam edebiliyor. Obezite hastalığı kalp damar sertliğine, akciğer kapasitesinin azalmasına, horlamaya, eklem hastalıklarına davetiye çıkarır. Ayrıca, obezite hastalığı çocuğun psikolojisini bozar. Obezitenin önüne geçmek için dengeli ve sağlıklı beslenmek gerekiyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Demir, çocuklarda obezite tedavisinin diyet, davranış değişikliği ve egzersiz olduğunu kaydetti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-1313441246492709329?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1313441246492709329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1313441246492709329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/anne-sutu-hem-doyuruyor-hem-obeziteyi.html' title='Anne sütü hem doyuruyor hem obeziteyi engelliyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-8641432398456020350</id><published>2010-04-01T16:28:00.001+03:00</published><updated>2010-04-01T16:31:32.432+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitaminler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne ve cocuk sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitamin eksikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne'/><title type='text'>Çocuklarda Vitamin Eksikliği</title><content type='html'>A, D, E, K vitaminleri yağda; diğer vitaminler suda çözünürler. Vitamin eksikliği ortaya çıkmadan önce bazı belirtiler verir. Bu belirtilerin iyi değerlendirilerek eksikliğin yerine konması için vitamin takviyesi yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;A vitamini:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kilo alamama, boyun uzamaması, gözün parlaklığını yitirerek aşırı kuruması, gözyaşının yetersiz salgılanması, kuru ve pullanmış deri, halk arasında tavukkarası diye adlandırılan gece körlüğü (serum düzeyi 20µg/dl altında olursa) görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavisinde A vitamini günde 25000 Ü bir-iki hafta verilir. Protein bakımından zengin beslenme önerilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D vitamini (Raşitizm)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kemiklerde kalsiyum ve fosfor dengesini düzenler. Huzursuzluk, baş terlemesi, kaşıntı, uyku bozuklukları, ileriki aşamalarda kas güçsüzlüğü (özellikle karında kurbağ karnı) ,kafatasında yumuşama, asimetri, büyümüş bıngıldak, kafatası büyüklüğü ve geciken bıngıldak kapanması, dişlerin geç çıkması, diş çürümeleri, diş minesi bozuklukları, kaburgalarda kemik – kıkırdak bileşiminde raşitik tesbih taneleri, güvercin göğüsü, harrison oluğu, uzun kemiklerin bükülmesi, kemiklerde çabuk kırılmalar sırt kemiğinde eğrilikler, kalça kemiğinde deformiteler görülebilir. En büyük sebebi yetersiz alınım ve az güneşlenmedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korunmak için 1 yaşına kadar günde 400-800 Ü Vitamin-D, 2 yaşın sonuna kadar günde 0,25 mg flor, 3 yaşın sonuna kadar günde 0,5 mg flor verilir. Eğer içme suyunda flor 0,3 mg/lt den fazla ise ek olarak flor verilmez.(Diş minesinde leke yapma tehlikesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;E vitamini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Metabolik hızın çok arttığı okul ve ergenlik çağında zararlı maddeleri temizleyici etkisi vardır. Eksikliğinde hemolitik anemi, ödemler (vücutta sıvı toplanmasına bağlı şişlikler) görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;K vitamini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Normal durumlarda bağırsaklardaki bakteriler tarafından yapılır. Pıhtılaşma faktörlerinin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde kanamalarda artış (dişeti, yaralar, burun, mide – barsak sistemi kanamaları vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;B1 vitamini (Thiamin)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Büyüme döneminde sinir sisteminin gelişimi ve hızlı metabolizma için B1 vitaminine ihtiyaç vardır. Özellikle gelişmiş ülkelerde besinlerin aşırı kaynatılması içindeki B1 vitamininin büyük ölçüde yitirilmesine neden olur. Eksikliğinde kusma, iştahsızlık, huzursuzluk, nefes almada zorluk, kalp çarpıntısı, morarma, kalp yetmezliği, merkezi sinir sistemi bozuklukları, emziren annede sütteki thiamin eksikliğine bağlı olarak bebekte görülen kalp yetmezliği, ses kaybı, görme refleksi eksikliği ile karakterize infantil beriberi hastalığı görülebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-8641432398456020350?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/8641432398456020350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/8641432398456020350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/cocuklarda-vitamin-eksikligi.html' title='Çocuklarda Vitamin Eksikliği'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-9188089338850508531</id><published>2010-04-01T16:21:00.000+03:00</published><updated>2010-04-01T16:21:45.577+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='planlı aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile planlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aile sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düzenli aile'/><title type='text'>Aile Planlaması</title><content type='html'>Toplumların eğitim düzeyi yükseldikçe, doğurma oranı azalmaktadır. Bu, doğum kontrolu ve kürtaj uygulamalarının bir sonucudur. Günümüzde, kadınlar eskisine göre ilk adetlerini daha erken yaşta görmekte ve cinsel ilişkiye daha erken başlamaktadır. Doğum oranı azaldığı için, (kesin bir korunma yöntemi olmamakla birlikte) emzirme doğum kontroluyla ilgili önemli bir etki de göstermemektedir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmadığı takdirde, çocuk sayısını sınırlandırmak bugün daha da zordur. Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Doğum kontrol hapları&lt;br /&gt;2. Uzun etkili doğum kontrol yöntemleri (enjeksiyon,implant vs)&lt;br /&gt;3. Spiral&lt;br /&gt;4. Bariyer yöntemleri (diafram, spermisid, prezervatif vs)&lt;br /&gt;5. Doğal yöntemler (takvim ve çekilme yöntemleri)&lt;br /&gt;6. Cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde bunlardan hangisinin ne oranda kullanıldığı hakkında yeterince bilgi sahibi değiliz. Ancak gelişmiş ülkelerde, en çok kullanılan yöntem doğum kontrol haplarıdır; özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle, son yıllarda prezervatif kullanımı da artmıştır. Daha çok kadınlarda olmak üzere, her iki cins için de cerrahi kısırlaştırma yöntemi kullanımında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aile planlaması yöntemlerini şu şekilde de sınıflandırabiliriz:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;1. Dönüşümsüz yöntemler:&lt;/i&gt; Sonradan hiç çocuk istemeyen çiftler için cerrahi kısırlaştırma yöntemi idealdir. Bunun tekrardan düzeltilmesi mümkündür ama, düşük bir olasılıktır. Yan etkilerinin çok az olması ve nispeten basit bir yöntem olması nedeni ile tercih edilir. Erkek kısırlaştırması, lokal anestezialtında 10-15 dakika süren bir işlemdir. Kadın kısırlaştırma işlemi ise, genelanestezi altında laparoskopik yöntemle 15 dakikada yapılan ve hastanın aynı gün evine gönderildiği, basit bir cerrahi girişimdir. Açık ameliyat (minilaparoto-mi) ile yapılırsa hasta birkaç gün hastanede kalabilir. Başarısızlık oranları, erkek sterilizasyonunda % 0.1-0.15, kadın sterilizasyonunda ise % 0.2 civarın-dadır. Yapılan çalışmalar, cerrahi yöntemlerle kısırlaştırılan kadınlarda yu-murtalık kanseri görülme sıklığının azaldığını ortaya koymuştur. Kısırlaştırma işleminin, cinsellik üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmadığı gösterilmiş-tir. Adet kanamaları üzerindeki etki ise, kesin değildir. Çoğu yayında adet kanamalarında değişiklik olmadığı bildirilmektedir ama, bazan kanamada artış görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;2. Dönüşümlü yöntemler:&lt;/i&gt; Daha sonra çocuk isteyen çiftlerde uygulanır. Hastanıntercihine, kullanıma engel oluşturan bir hastalığının olup olmamasına ve entellektüel durumuna göre farklı yöntemler seçilebilir. Başarısızlık oranları, bazı yöntemler için hastanın uygulamadaki başarısına göre değişir. Takvim yöntemi % 9-25, çekilme yöntemi % 4-19, kombine doğum kontrol hapları % 0.1-3, yalnızca progesteron içeren haplar % 0.5-3, spiral % 0.1-2, cilt altı implantları % 0.05, depo enjeksiyonlar % 0.3, spermisidler % 6-26, servikal kep %9-40, diafram+sper-misidler % 6-20 ve prezervatif % 3-14 başarısızlık riski taşır. Doğum kontrolunun yetersiz uygulanması, kürtaj oranlarında artışa yol açar.Bu, hem halk sağlığı hem de ekonomik açıdan çok daha fazla maliyet getirir.Ayrıca, giderek yaygınlaşan cinsel yolla bulaşan hastalıklar da gözönüne alınarak hastaların bilinçlendirilmesi ve özellikle birden fazla partneri olan kişiler için prezervatif kullanımının özendirilmesi gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-9188089338850508531?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/9188089338850508531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/9188089338850508531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/04/aile-planlamas.html' title='Aile Planlaması'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-5009946270435968818</id><published>2010-03-31T10:11:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T10:11:06.122+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çürük dişin zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çürük diş kalp krizi'/><title type='text'>Çürük dişteki bakteriler kalp krizine neden oluyor</title><content type='html'>Diş Hekimi Gülbahar Köken, “Dişlerimizi her gün en az 2 ile 3 defa fırçalamalıyız. En önemlisi gece yatmadan önce mutlaka ve mutlaka dişlerimizi fırçalamamız gerekiyor. Diş fırçalarının en az 3 ayda bir değiştirilmesi gerekiyor. Dişlerimizi fırçalarken nohut büyüklüğü kadar macun kullanmak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla macun kullanarak ağzımızın içerisini köpürtmenin dişlerimiz ve ağız sağlığı açısından çokta önemli değil. Önemli olan yediklerimizden ağızda ve diş aralarında kalanları temizlemektir. Dişlerimizi fırçalarken mutlaka fırçamızın ders tarafıyla da dil ve yanaklarımızı da temizlemekte fayda vardır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş Hekimi Köken, “Sağlıklı bir dişlere sahip olmak için mutlaka altı ayda bir diş hekimine giderek diş kontrolü yaptırmak ve gerek varsa diş tedavisinde bulunmakta fayda var. Her şeyin başı temizlik olduğu için sağlıklı bir deş ve ağız sağlığı içinde temizlik şarttır. Ağızdaki çürük dişlerde bulunan bakteriler özellikle kalbe yerleşerek kalp krizi riski oluşturduğundan ağız ve diş sağlığının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Dişlerimizi temizlerken önce sert olmayan ve üst azı dişlerimizden dairesel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hareketlerle başlayarak fırçalamakta fayda vardır. Dil ve yanak temizliği de ihmal edilmemelidir. Ağız ve diş temizliği bir bütündür” diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-5009946270435968818?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/5009946270435968818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/5009946270435968818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/curuk-disteki-bakteriler-kalp-krizine.html' title='Çürük dişteki bakteriler kalp krizine neden oluyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-6313161488623755381</id><published>2010-03-31T10:09:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T10:09:57.176+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatlılar diş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çürümesi riski'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='azaltma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Tatlının oluşturduğu diş çürümesi riskini azaltın</title><content type='html'>Meyve suları, kek, kurabiye, şekerleme, sütlü tatlılar, sert kıvamlı şekerler, karamel, gofret, çikolata, muz gibi yiyecekler dişlerde çürük oluşturma riskini artırıyor. International Hospital Diş hekimi Dt. Oğuzhan Özdemir, tatlı yedikten sonra süt, ayran içmenin ve peynir yemenin, şekerin ve ortaya çıkan asidin zararlı etkilerini önleyerek çürük riskini azalttığını söyledi. Acıbadem Kocaeli Hastanesi Diş hekimi Dt. Nihan Hızır ise, öğünlerden sonra ve ara öğünlerde çiklet çiğnemenin de çürük riskini azaltan bir etki yarattığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Süt, ayran ve peynirin tüketilmesi sayesinde, ağız ortamındaki tükürük içerdiği kalsiyum, flor ve fosfor ile çürüğe karşı doğal bir savunma sağlıyor. Ksilitol içeren şekersiz çikletlerin çiğnenmesi de tükürük akışını hızlandırdığından çürüğe karşı koruyucu özellik taşıyor. Öğün sonrasında, öğün aralarında şekerli besinler tüketildikten hemen sonra 15-20 dakika çiklet çiğnenmesi, dişler üzerindeki yapışkan yiyecek birikintilerini uzaklaştırarak çürükten koruyucu etki yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeker ihtiyacınızı meyveyle karşılayın&lt;br /&gt;Vücudun şeker ihtiyacının meyve ve sebze tüketerek karışlanmasını öneren Diş hekimi Dt. Oğuzhan Özdemir, şunları söyledi:&lt;br /&gt;“Sert ve lifli besinleri, yumuşak ve yapışkanlara tercih edelim. Sıvı içecekler, katı yiyeceklere göre şekerli de olsa dişler arasından uzaklaştırılmaları daha kolay olduğundan, çürük oluşturma riskleri daha azdır. Yapılan araştırmalara göre muz tek başına tüketildiğinde daha fazla çürük riski taşırken, süt veya tahıllarla birlikte tüketildiğinde çürük oluşturma riski azalmaktadır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizde süt ve ayran tüketiminin yılda yüzde 15-25 seviyesinde olmasına karşın, çay ve kolalı içeceklerin tüketiminin yüzde 50’lerde olduğuna değinen Dr. Özdemir, diş çürüklerini önlemede alınacak önlemleri şöyle sıraladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Yemek aralarında çikolata, gofret, bisküvi, şekerleme ve kolalı içecekleri tüketmemeye özen gösterin&lt;br /&gt;- Şekerli yiyecek ve içeklerin yerine süt , yoğurt, ayran, yumurta, elma, havuç gibi ısırılarak yenen meyveleri tercih edin&lt;br /&gt;- Dişlerinizi günde en az iki defa fırçalamaya çalışın&lt;br /&gt;- Ara öğünlerde şekerli gıdalar ve içecekler tüketiyorsanız, besinlerden sonra su ile ağzınızı çalkalayın&lt;br /&gt;- Öğünlerden sonra ve öğün aralarında şekersiz çiklet çiğneyin&lt;br /&gt;- Dişlerinizde hiç sorun olmasa bile yılda iki kez diş hekimine kontrole gidin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerinizi fırçalarken çocuklara örnek olun&lt;br /&gt;Acıbadem Kocaeli Hastanesi Diş hekimi Dt. Nihan Hızır, süt dişlerinin dış yapısının yumuşak olması nedeniyle, çocuklarda çürüklerin hızlı ilerlediğine dikkati çekti. Bunu önlemek için de anne ve babanın ayna karşısında dişlerini fırçalayarak çocuklara, bu alışkanlığı kazandırması gerekiyor. Bebeğin sütü severek içmesi için sütün içine şeker koymanın ve emziğin lokum ve şekerli yapışkan gıdalara batırılmasının yanlış olduğunu belirten Hızır, şöyle konuştu: “Çocuklar bu şekerli biberon ve emzikle uyuduklarında, biberon çürüğü oluşuyor. Ayrıca çocuklarda süt dişleri 2,5 yaşında tamamlanıyor, 20 tane diş oluyor. Dişler tamamlandığı zaman, fırçalamaya özendirmek lazım. Bunun için de flor oranı yüksek macunlar tercih edilmeli.” Hızır, şekerli gıdaların yanı sıra, annenin kullandığı ilaçlar, çocuğun geçirdiği enfeksiyon hastalıklarının da dişte çürümelere yol açtığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yumuşak fırça, aşındırmayan macun kullanın&lt;br /&gt;Diş hekimi Dr. Oğuzhan Özdemir ve Diş hekimi Nihan Hızır, doğru diş fırçalama ve macun seçimi hakkında da bilgi verdi. Yapılan araştırmalar doğru teknik ve uygun fırça-macun ile dişlerin günde 2 kez, sabah ve yatmadan evvel, en az 1,5 dakika süreyle fırçalanmasının çürükten ve dişeti hastalıklarından korunmak için yeterli olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sık fırçalamaktan ziyade, sert bir fırçayla, büyük grenli (özellikle sigara içenler için geliştirilmiş diş macunları büyük partiküllere sahiptir ve aşındırıcı özellikleri daha fazladır) macunların kullanılması, çok bastırarak ve sert bir şekilde 3-5 dakika sürelerle diş fırçalamak diş minelerine uzun vadede aşındırma yaparak zarar verebiliyor. Yumuşak kıllı bir fırça, normal bir diş macunu ile fırçalamanın dişlere bir zararı olmuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-6313161488623755381?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6313161488623755381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6313161488623755381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/tatlnn-olusturdugu-dis-curumesi-riskini.html' title='Tatlının oluşturduğu diş çürümesi riskini azaltın'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-1387732675860526090</id><published>2010-03-31T10:05:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T10:05:15.589+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı dişler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='okul döneminde'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyaz dişler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Okul dönemi çocukların diş sağlığı için çok önemli</title><content type='html'>“Nasıl olsa bu dişler değişecek. Çürümeleri- çekilmeleri problem değil, yani tedavi edilmelerine gerek yok, değil mi?” sorusuna çok muhatap olur diş hekimleri. Hatalı bir ön karar vardır bu soruda; zira 6 ay ila 2,5–3 yaş arasında sürmesi tamamlanan ve “süt dişleri” olarak adlandırılan bu dişlerin bazısı 7 yaş, bazısı ise 11 yaşa kadar ağızda sağlıklı olarak kalmalıdır. Bu zaman aralığında dişin kendi vaktinden önce düşmesi, çekilmesi özellikle ortodontik problemlere yol açacaktır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Daima dişler için rehber olan bu dişler kaybolduğunda, hatta çürük nedeniyle komşu dişle teması kaybolduğunda bile, daima dişler açısından yer darlığı ve çapraşıklık problemi ortaya çıkmaktadır. Süt dişleri 1–2 mm boşluklarla sıralanır; bu durum normaldir, daima dişlerin düzgün sürmesi açısından da gereklidir. Ön daima dişler sürerken oluşan farklı pozisyonlaşmalar anne-babaları çok çabuk telaşlandırır. Bu “önemseme” bilinci çok güzeldir, ama ortodontik tedavi çoğunlukla süt dişleri değişince planlanmaktadır. İlk daimi diş 6 yaş civarında çıkan azı dişidir, takiben 7–8 yaş gibi kesicilerle başlayan ve 13 yaşa kadar devam eden bir karma dişlenme dönemi vardır. 6 yaşında çıkan ilk daimi azı dişini pek çok ebeveynler, süt dişi olarak düşünüp çürüklerini önemsemezler ve yerine yenisi gelecek olarak düşünürler. Dolaysıyla bu dişlerin sürmesinden hemen sonra bir uzman muayenesi şarttır, koruyucu tedavilerin en iyi planlanacağı dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız-diş sağlığı açısından daha küçük bebeklikte bile, bir oyun gibi fırçalama mutlaka başlatılmalı, tüm süt dişleri sürdüğünde yani 2,5–3 yaşta ise mutlaka yapılmalıdır. Yaşları küçük olduğundan, dişlerini fırçalarken, ulaşmaları gereken pek çok yere ulaşamadıkları için özellikle gece yatmadan önce çocuk dişlerini fırçaladıktan sonra, bir kez de anne-baba küçüğün dişlerini etraflıca fırçalamalıdır. Çocuklara özel diş fırçası ve diş macunu kullandırılmalıdır. Elektrikli pilli diş fırçaları tercih edilebilir. Çocukları, macunu yutmamaları hususunda uyarmak gerekir, zaten ilk başlarken belki bir macunsuz fırçalatılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek düzeniyle alakalı olarak da ara öğünlerde karbonhidratlı yiyeceklerden sakınmak uygun olacaktır. Pasta, kek, dondurma gibi şeyler mümkünse yemekten sonra verilmeli, hemen dişler fırçalatılmalıdır. Fırçalama şansının olmadığı mekânlarda çok fazla bol su ile gargara yapılması çocuğa öğretilmelidir. Okullarda fırçalama için gereken şartlar mutlaka oluşturulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir önemli nokta; çocuğun diş hekimi ile mümkün olan en erken yaşta, “ama mutlaka ağrısız” olarak tanışması ve ortama ısınmasıdır. Yüzeysel bir polisaj (profesyonel fırçalama gibi düşünülebilir) ve anestezi gerektirmeyen fissür örtücü tedavileri, tanışma için en uygun olan tedavilerdir. Fissür örtücü; çürük önleyici dolgu olarak da bilinir ve çocuğun özellikle daima azı dişlerinin çukurcuklarının minimal temizlenip kapatılması ve bu bölgelerden çürümesinin önlenmesini sağlar. Yılda 2 kez yapılacak rutin muayenelere, kısa sürede ve kolayca yapılabilen florama eklenirse koruyucu davranmış oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine çocukların tedavi için aşırı zorlanmaları, elinin-kolunun tutulması gibi unutamayacakları kötü anılarına sahip olmamalarına gerekir. Çocuğun yaşı çok küçük ve /veya çok sayıda problemi varsa sedasyonla tedavi pedodontisi tarafından uygulanmalı, işlem tam teşekküllü bir hastanede ve anestezi doktoru refakatinde yapılmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-1387732675860526090?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1387732675860526090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/1387732675860526090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/okul-donemi-cocuklarn-dis-saglg-icin.html' title='Okul dönemi çocukların diş sağlığı için çok önemli'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-7528094469633566170</id><published>2010-03-31T09:59:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T09:59:32.373+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='azaltıyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş fırçalamak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp hastalıkları riski'/><title type='text'>Diş fırçalamak kalp hastalıklarını azaltıyor</title><content type='html'>Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği bildirildi. İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneği’nin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve aşırı kiloya bağlı olduğuna ilişkin bilgileri bir yana koyarak, diş temizliğinin kalbi sanıldığından fazla etkilediğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Jenkinson, dişlerin düzenli fırçalanmamasının dişeti kanamalarına, bunun da ağızdaki yüzlerce bakterinin kan damarlarına girmesine neden olduğunu söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-7528094469633566170?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/7528094469633566170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/7528094469633566170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/dis-frcalamak-kalp-hastalklarn-azaltyor.html' title='Diş fırçalamak kalp hastalıklarını azaltıyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-6300496868898000049</id><published>2010-03-31T09:56:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T09:56:37.022+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş çürümeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='engelleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyaz dişler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Beyaz peynir diş çürümelerini engelliyor</title><content type='html'>Şekerli gıdalardan sonra yenilecek bir parça peynirin, dişleri çürütmeyi engellediği belirtildi. Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Murat Akkaya, yaptığı açıklamada, özellikle şekerli ve asitli gıdalar ile dişler üzerine yapışıp kalan, kolay temizlenemeyen maddelerin diş sağlığı için sakıncalı olduğunu belirtti. Bunları tamamen kesmek yerine belirli bir düzen içinde tüketmenin daha doğru olacağına dikkati çeken Akkaya, şekerli, yapışkan ya da asitli gıdaların 3 ana öğün içinde tüketilmesini önerdi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Öğün aralarında elma, havuç gibi sert, dişleri temizleyecek, ancak dişlere zarar vermeyecek gıdalar yenilmesi gerektiğini vurgulayan Akkaya, şöyle konuştu: “Şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanması mümkün değilse, ağız suyla çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmelidir. Yine şekerli gıda yenildikten sonra ağza atılacak bir parça peynir, şekerin dişi çürütme etkisini gidermesi açısından son derece önemlidir. Diş sağlığındaki önemi açısından peynir, özellikle şekerli gıda tüketimi sonrası şiddetle tavsiye edilen bir besindir. Yer fıstığı da içeriğindeki fosfat nedeniyle çerez türü yiyecekler arasında diş dostu olarak nitelendirilen bir besindir.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş dostu olarak kabul edilen gıda maddelerinin başında proteinler ile taze sebze ve meyvelerin geldiğini belirten Akkaya, vücudun temel yapı taşını oluşturan bu maddelerin dişlerin gelişimi sırasında mutlaka tüketilmesi gereken gıda maddeleri olduğunu sözleri ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-6300496868898000049?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6300496868898000049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6300496868898000049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/beyaz-peynir-dis-curumelerini.html' title='Beyaz peynir diş çürümelerini engelliyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-2392171359579378331</id><published>2010-03-31T09:50:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T09:50:50.064+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte diş bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte diş sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Hamilelik esnasında diş bakımı hakkında bilinmesi gerekenler</title><content type='html'>Ağız ve dişlerin sürekli sağlıklı kalabilmesini sağlamak, yaşam boyu etkili ve yeterli bakım sonucunda olur. Özellikle kadınlar ağız ve diş bakımına bazı dönemlerde daha dikkat etmelidirler. Bunlar; hamilelik, emzirme ve menapoz dönemleridir.&lt;br /&gt;Hamilelik döneminde sağlık adına yapılan her şey bebeğin de sağlığını etkilemektedir. Anne adaylarının hamilelikleri süresince diş problemlerinden yakındıkları ve hatta hamileliğin diş kaybına neden olduğu söylenmektedir. Oysa, hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Hamilelik, diş problemlerinin oluşmasında kendiliğinden etken değildir. Genelde hamilelik öncesi var olan ve çoğunlukla farkedilmeyen diş problemleri hamilelikte döneminde kendini gösterebilir. Dolayısıyla hamilelik planlanlı yapılıyorsa, hamile kalmadan önce mutlaka diş hekimi ziyaret edilmelidir ve diştaşı temizliği ile ağız sağlığı kontrol altına alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik döneminde meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktadır. Eğer iyi bir beslenme ile beraber yeterli derecede ağız ve diş bakımı yapılırsa, hamilelik döneminde bir diş problemi ile karşılaşılmayacaktır.&lt;br /&gt;Ayrıca, hamilelik döneminde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı kalabilmesi için, anne günlük olarak 1200-1500 mg kalsiyum almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik sırasında dişetlerinde görülen hafif kızarıklıklar, şişmeler ve hassasiyet normaldir. Genelde 2. ayda başlayıp 8. aydan sonra daha da üst seviyeye ulaşabilir. Doğum sonrasında iyi bir bakımla dişetleri eski haline döner. Bu dönem iltihab ve çürümelere zemin hazırladığından ağız ve dişetlerine özen göstermek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik döneminde, hormonlar dişeti mukozasında kanamalara ve sallanmalara neden olabilir. Böyle durumlarda dişeti iltahabı gündeme gelebilir. Aynı zamanda bu dönemde plak oluşumu da kolaylaşır ve bu da çürüğe yol açmaktadır. Ağız ve diş bakımının düzenli yapılması, beslenme şeklinin gözden geçirilmesi ile bu problemler giderilebilir. Diş çürüklerinin tüketilen gıdalarla yakın ilgisi vardır. Özellikle tüketilen şeker ve şeker içeren besinlerin alınma zamanı ve miktarı önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişeti hastalıklarının belirtileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri&lt;br /&gt;Fırçalama esnasında sık sık dişeti kanaması&lt;br /&gt;Dişetlerinde sızlama&lt;br /&gt;Kesilmeyen ağız kokusu&lt;br /&gt;Ağızda sürekli kötü bir tad&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat edilmesi gerekenler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişler sabah akşam mutlaka fırçalanmalıdır.&lt;br /&gt;Çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;Klaiteli ve yumuşak kıllara sahip diş fırçası kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;Florürlü diş macunu ile dişler fırçalanmalıdır.&lt;br /&gt;Fosfor ve kalsiyum açısından zengin besinler alınmalıdır.&lt;br /&gt;Şekerli yiyecek ve içeceklerden mutlaka kaçınılmalıdır.&lt;br /&gt;Kusma sonrasında ağız ve diş temizliği yapılmalıdır.&lt;br /&gt;Çürüme ve iltihap belirtileri farkedildiğinde doktora gidilmelidir.&lt;br /&gt;Ağrı kesici doktor kontrolünde kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;Ilık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin oluşumu gerçekleştiği için, diş problemlerinin giderilmesinde anestezi uygulanmamalıdır. Daha sonraki aylarda, doktorların onayı ile diş tedavisi gerçekleştirilebilmektedir. Diş çürümeleri ve dişeti iltihabı gibi enfeksiyonlu durumların, bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyeceği düşünülmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-2392171359579378331?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2392171359579378331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2392171359579378331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/hamilelik-esnasnda-dis-bakm-hakknda.html' title='Hamilelik esnasında diş bakımı hakkında bilinmesi gerekenler'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-6083145837704501286</id><published>2010-03-31T09:48:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T09:48:40.025+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çürükleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte diş sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelikte diş çürümesi'/><title type='text'>Hamilelikte diş çürükleri dahada artıyor</title><content type='html'>Kadınların en hassas dönemlerinden biri olan hamilelik süresinde, vücuttaki hormon seviyesinin artmasıyla birlikte diş ve diş etleri de hassaslaşıyor. Sema Hastanesi Diş Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Mehmet Coşkun, anne adayları, diş sağlığına, her zamankinden daha fazla özen göstermeliler, çünkü hamilelik sırasında oluşan uzun süreli diş eti hastalıkları erken doğuma bile neden olabiliyor dedi.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Hamilelik sırasında artan progesteron ve östrojen hormonlarının etkisiyle, diş etleri kolay kanayan hassas bir hal alıyorlar. Bu duruma hamilelik gingivitisi deniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik gingivitisi ilerlediğinde dişlerde sallanma ve kayıplar oluşabiliyor. Hamilelik gingivitisi genellikle hamileliğin 2.ayında başlayıp 8.Ayında en üst seviyeye çıkıyor, doğumdan sonra kendiliğinden iyileşiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik süresince ağız ve diş sağlığı için yapılması gerekenler:&lt;br /&gt;- Günlük ağız ve diş bakımı kesintiye uğratılmamalıdır.&lt;br /&gt;- Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapılarak plak birikimine engel olunmalıdır.&lt;br /&gt;- Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır.&lt;br /&gt;- Üç dört aylık periyotlarla diş taşı temizliği yaptırmak zorlaşan ağız hijyenini korumak için ideal bir yoldur.&lt;br /&gt;- Dişler sabah akşam mutlaka fırçalanmalıdır&lt;br /&gt;- Çok sıcak ve çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır&lt;br /&gt;- Kaliteli ve yumuşak kıllara sahip diş fırçası kullanılmalıdır&lt;br /&gt;- Şekerli yiyecek ve içeceklerden mutlaka kaçınılmalıdır&lt;br /&gt;- Kusma sonrasında ağız ve diş temizliği yapılmalıdır&lt;br /&gt;- Çürüme ve iltihap belirtileri fark edildiğinde doktora gidilmelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik süresince diş tedavisi yapılır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin 3 dönemde incelendiği düşünülürse;&lt;br /&gt;- İlk üç aylık dönem: Bu dönem bebeğin çok hassas olduğu bir dönemdir. Gereksiz müdahaleler düşüğe sebep olabilir. Sadece çok acil müdahalelerin yapılacağı dönemdir. Diş hekimi, bebeğe zarar vermeyen ilaçlarla tedaviyi sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İkinci üç aylık dönem: Bu dönem, hamilelik sonuna kadar ertelenmesi uygun olmayan diş çekimi, kanal tedavisi, diş taşı temizliği vb. pek çok tedavinin yapılması için en uygun olan dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üçüncü üç aylık dönem: Bu dönemde bebek anne karnında oldukça büyümüştür ve doğum yaklaşmıştır. Aynen ilk üç aylık dönemde olduğu gibi, acil tedaviler dışında diş hekimi müdahale etmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dt. Mehmet Coşkun beslenmenin hem anne adayının hem de bebeğinin diş sağlığı üzerinde etkili olduğunu söyledi. Anne adaylarının diş sağlığı için protein, A vitamini, C vitamini, D vitamini ve kalsiyum yönünden zengin gıdaları yeterince almaları gerektiğini vurguladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-6083145837704501286?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6083145837704501286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/6083145837704501286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/hamilelikte-dis-curukleri-dahada-artyor.html' title='Hamilelikte diş çürükleri dahada artıyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-3200616519540108435</id><published>2010-03-31T09:46:00.001+03:00</published><updated>2010-03-31T09:46:52.090+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağız kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sigara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Sigara Ağız Kanseri Riskini Artırıyor</title><content type='html'>Sigaranın insan sağlığına yeni bir zararı daha tespit edildi. İsrailli bilim adamları, tükürükteki koruyucu molekülleri tahrip eden sigaranın ağız kanseri riskini arttırdığını söyledi. Laboratuvarda sigara dumanıyla temas ettirilen tükrüğün, ağzı koruyan özelliğini yitirmekle kalmadığı, ayrıca, başlı başına hücrelere zarar verici hale geldiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Tükürüğün sigara dumanına teması ne kadar uzarsa, hücrelere vereceği zarar da artıyor. İsrail’de bir teknik üniversitede yapılan araştırma, İngiltere’de yayımlanan tıp dergisi British Journal of Cancer’de yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigaranın damarlara, kan dolaşımına, sindirim sistemine, gırtlağa ve en önemlisi solunum yolları ve akciğerlere ağır zararı olduğu bilinmekteydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-3200616519540108435?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/3200616519540108435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/3200616519540108435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/sigara-agz-kanseri-riskini-artryor.html' title='Sigara Ağız Kanseri Riskini Artırıyor'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-912878373073429359</id><published>2010-03-31T01:15:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T01:15:31.097+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş çürümesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocukların'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Çocuklarda diş çürüklerinin nedenleri</title><content type='html'>Çocukların dişleri, ergenlere göre çok daha kolay çürüyor. Yerlerine yenisinin geleceği beklentisi olsa bile, bu ciddi bir sağlık sorunu. İşte çocuk dişinin daha hızlı çürümesinin nedeni ve bazı öneriler. Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürük oluşumu engellenebilir mi?&lt;br /&gt;Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; “fissür örtücü” dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan “fissür” adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerinin önemi nedir?&lt;br /&gt;Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar.&lt;br /&gt;Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?&lt;br /&gt;Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, “nasıl olsa yerine yenileri gelecek” yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerindeki çürükler ; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir . Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda diş yaralanmaları&lt;br /&gt;Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazen kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-912878373073429359?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/912878373073429359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/912878373073429359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-dis-curuklerinin-nedenleri.html' title='Çocuklarda diş çürüklerinin nedenleri'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-2631351601438035901</id><published>2010-03-31T01:05:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T01:05:08.712+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş eti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>Her 4 kişiden 3′ü diş eti hastalıklarının kurbanı</title><content type='html'>Periodontal hastalıklar (diş eti hastalıkları) her 4 kişiden 3′ünü, yaşamlarının bir döneminde etkileyerek, dişlerin kaybına neden olmaktadır. Bu hastalıklar zamanında teşhis edilirse, başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Doğal dişlerimizi koruduğumuz sürece, daha rahat çiğneyebilir ve daha iyi bir sindirim yapabiliriz. Sağlıklı bir görünüm ve kaliteli çiğneme için doğal dişlerin yerini hiçbir protez tutamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Diş eti hastalıklarının belirtileri:&lt;br /&gt;- Kırmızı, şiş ve kanamalı diş etleri&lt;br /&gt;- Diş fırçalama sırasında diş etlerinde kanama&lt;br /&gt;- Sürekli ve etken bir ağız kokusu&lt;br /&gt;- Dişlerde sallanma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş eti hastalıklarının yerel nedenleri:&lt;br /&gt;- Diş etine yakın bölgelere yerleşmiş diş plağı&lt;br /&gt;- Diş taşı (Gözle görülebilir ya da diş eti altında olabilir.)&lt;br /&gt;- Beslenme artıkları (Sağlıklı ve etkili bir fırçalama olmadığında.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 ayda bir temizlik yapılmalı&lt;br /&gt;Bedenin savunmasını etkileyen yara iyileşmesi süresini uzatan tüm nedenler ise genel nedenleri oluşturur. Şeker hastalığı, kan kanseri, hormon bozuklukları, (ergenlik, gebelik), vitamin eksikliği vs. Yaşam boyu dişlerinizi ağzınızda tutmak için; bakteri plağının, diş fırçalama, diş ipi kullanma ve ağız gargaraları ile uzaklaştırılması ve diş hekiminizin 6 aylık aralıklarla düzenli olarak diş taşı temizliği yapması yeterlidir. Günlük ağız bakımı; diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber, tamamen önleyemez.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-2631351601438035901?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2631351601438035901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/2631351601438035901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/her-4-kisiden-3u-dis-eti-hastalklarnn.html' title='Her 4 kişiden 3′ü diş eti hastalıklarının kurbanı'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-4607852481221680081</id><published>2010-03-31T00:56:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T00:56:17.055+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güzel dişler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>Güzel dişler için C ve D vitaminini ihmal etmeyin</title><content type='html'>Dişlerinizin daha sağlıklı olmasını ve daha güzel görünmelerini istiyorsanız, C ve D vitaminlerini hayatınızdan eksik etmemeniz gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın uzmanlar bu konuda ne öneriyor: C vitamini; sağlıklı kemik, diş eti ve dişlerin oluşmasında önemli olduğu kadar, dokuların enfeksiyona direnç göstermelerini de sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Eksikliğinde diş etlerinde kanama, diş eti hastalıklarında artış ve diş çürükleri meydana gelir. Başta çiğ lahana olmak üzere havuç, turunçgiller, marul, kereviz, soğan ve domates C vitamini açısından zengindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamini ise kemik ve dişlerin oluşup şekillenmesinde vazgeçilmez bir vitamindir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-4607852481221680081?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4607852481221680081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4607852481221680081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/guzel-disler-icin-c-ve-d-vitaminini.html' title='Güzel dişler için C ve D vitaminini ihmal etmeyin'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-521966066138451789</id><published>2010-03-31T00:41:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T00:41:38.250+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağız kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><title type='text'>Ağız kanseri, nedenleri ve tedavisi</title><content type='html'>Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR3817R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3817R('click', 'erkeklerde', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3817R('out', 'erkeklerde', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3817R('over', 'erkeklerde', event, this);return true;"&gt;erkeklerde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır. Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir.&lt;br /&gt;&lt;span id="more-47"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Ağız kanserlerinin nedenleri nelerdir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ağız kanserlerinin kesin nedeni tam olarak bilinmez. Bununla beraber, tütün ürünleri, alkol ve bazı besinlerdeki karsinojen maddeler ve fazla güneş ışığına maruz kalınması gibi faktörlerin ağız kanseri riskini arttırdığı bulunmuştur. Genetik yatkınlık ta ağız kanserleri için risk faktörleri &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR3817R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3817R('click', 'arasındadır', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3817R('out', 'arasındadır', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3817R('over', 'arasındadır', event, this);return true;"&gt;arasındadır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ağız kanserlerinin muhtemel belirtileri&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;Ağız içinde veya etrafında beyaz veya kırmızı renkli alanlar Ağız içinde hassas, tahriş olmuş, kabarık veya kalınlaşmış alanların olması Ağızda veya boğazda tekrarlayan kanamalar Seste boğukluk veya boğazda yutulamayan cisim hissi Çiğneme ve yutma Dil ve çene hareketlerinde zorlanma Dil veya ağızın diğer bölgelerinde his kaybı, uyuşukluk Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucu mevcut protez uyumunun bozulması Ağız kanseri lezyonları başlangıç döneminde ağrısızdır, kanser ilerleyerek sağlıklı ağız dokularında harabiyet oluşturdukça ağrı şikayeti de başlar. Kişinin kendinin ağız kanserini farketmesi güç olabilir. Bu nedenle düzenli dişhekimine gidilmesi son derece önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ağız kanseri riskinin azaltılması&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;- Sigara, sigar, pipo gibi tütün ürünlerinin kullanmayınız, tütün çiğnemeyin.&lt;br /&gt;- Alkol kullanıyorsanız, aşırıya kaçmayın.&lt;br /&gt;- Hem alkol hem de tütün &lt;span id="adsclickad"&gt;&lt;span class="adsmartlinkR3817R" id="adsclickad" onclick="adsClickActionR3817R('click', 'ürünlerini', event, this);return true;" onmouseout="adsClickActionR3817R('out', 'ürünlerini', event, this);return true;" onmouseover="adsClickActionR3817R('over', 'ürünlerini', event, this);return true;"&gt;ürünlerini&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; kullanan kişilerde ağız kanseri riski alkol ve tütün ürünlerini kullanmayan kişilere göre 15 kat artmıştır.&lt;br /&gt;- Meyva ve sebzeden zengin diyetle beslenin. Araştırmalar bu tür diyetin ağız kanseri riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir.&lt;br /&gt;- Düzenli olarak dişhekimine gitmeyi ihmal etmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-521966066138451789?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/521966066138451789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/521966066138451789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/agz-kanseri-nedenleri-ve-tedavisi.html' title='Ağız kanseri, nedenleri ve tedavisi'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-5908722411706044914</id><published>2010-03-30T23:42:00.000+03:00</published><updated>2010-03-30T23:53:03.253+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişler nasıl fırçalanmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fırçalama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>Dişler nasıl fırçalanmalı</title><content type='html'>Dişlerin ve dişetlerinin ortak düşmanı olan bakteri plağı, diş çürümelerine yol açan yapışkan bir mikrop tabakasıdır. Diş etlerine sıçradığında, kısa zamanda diş kaybı ile sonuçlanan diş eti hastalıklarına yol açar. Dişlerin, iç, dış ve çiğneme yüzeylerinden bakteri plağını ve yemek artıklarını arındırmanın en etkili yolu dişlerin doğru fırçalanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fırçanızı 45 lik bir açı ile diş-dişeti birleşimine yerleştirin. Fırçanızı, kıl uçlarının aynı yerde kalmasına özen göstererek, küçük daireler çizecek şekilde hareket ettirin. Bu hareket fırçanızın kenardaki uzun kıları ile diş eti hizasında ve diş arasında oluşan bakteri plağının temizlenmesini sağlayacaktır. Aynı hareketi her dişin üzerinde 10′ar saniyelik sürelerle tekrarlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı küçük dairesel hareketlerle, alt ve üst dişlerinizin iç ve dış yüzeylerinde oluşan bakteri plaklarını temizleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön dişlerinizin arka yüzeylerini, şekilde görüldüğü gibi Advantage diş fırçanızın güc noktasını kullanarak aynı dairesel hareketlerle temizleyin. Fırçanızın kıllarını diş-diş eti birleşiminde ve diş aralarında hissettiğinizden emin olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En arkadaki dişi temizlemek için fırçanızın güç noktasındaki uzun kıllarını kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lt ye üst azı dişlerinizin çiğneme yüzeylerini fırçanızı ileri geri hareket ettirerek temizleyin. En arkadaki dişlere de ulaşıp temizlemeyi ihmal etmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-5908722411706044914?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/5908722411706044914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/5908722411706044914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/disler-nasl-frcalanmal.html' title='Dişler nasıl fırçalanmalı'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6674972624370703499.post-4621022301450917035</id><published>2010-03-30T22:56:00.000+03:00</published><updated>2010-03-31T00:04:08.335+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agiz ve dis sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>Çoçuklarda diş sağlığı, diş hastalıkları ve öneriler</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler. Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Diş fırçalamakÇocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürük oluşumu engellenebilir mi?&lt;br /&gt;Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; “fissür örtücü” dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan “fissür” adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerinin önemi nedir?&lt;br /&gt;Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar. Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?&lt;br /&gt;Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, “nasıl olsa yerine yenileri gelecek” yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süt dişlerindeki çürükler ; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir . Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda diş yaralanmaları&lt;br /&gt;Çocuklarda dişlerin zarar gördüğü kazalarda zaman kaybetmeden müdahalede bulunulmalıdır. Doğru tanı konması çok önemlidir. Bunun için hekiminiz size, kazanın ne zaman ve nerede olduğunu, darbenin ne taraftan geldiğini, kaza sonrası baygınlık, kusma, hafıza kaybı vb. olup olmadığını soracaktır. Verilen bilgiler doğrultusunda en doğru tedavi uygulanabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklardaki diş yaralanmaları, bazen kalıcı dişin tamamıyla yuvasından ayrılmasına sebep olabilir. Bu durumda çıkan diş ile birlikte acilen dişhekiminize gitmelisiniz. Bu esnada diş, bir bardak sütün içinde, eğer süt mevcut değilse, temiz bir su içinde muhafaza edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde ağız bakımı&lt;br /&gt;Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme, yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 – 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 – 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda diş fırçalama ne zaman başlamalıdır?&lt;br /&gt;Bebek 6-8 aylıkken, (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 – 3 yaşında ) başlanması uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar için nasıl bir diş fırçası seçilmeli?&lt;br /&gt;Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğuma dişlerini günde kaç kez fırçalatmalıyım?&lt;br /&gt;Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce, sadece üçer dakikalık etkili bir fırçalama işlemi yeterlidir. Her iyi alışkanlık gibi diş fırçalama alışkanlığı da çocukluk döneminde kazanılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda bazı ağız ve diş problemleri :&lt;br /&gt;1. Diş Gıcırdatma (Bruxizm):&lt;br /&gt;* Nedenleri: Stress, agresif, takıntı veya sıkılgan kişilik yapıları, anne-babası diş gıcırdatan çocuklar bu alışkanlığa daha eğilimlidir.&lt;br /&gt;* Belirtileri: Dişlerde aşınma, uyurken çıkartılan gıcırdatma sesleri, yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde problemler, baş ağrısı, dişlerde sallanma ve hassasiyet.&lt;br /&gt;* Tedavisi: Öncelikle psikolojik açıdan diş gıcırdatmaya yol açan faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Bu başarılamaz, hastaya takıp çıkartılabilien bir gece plağı yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Parmak Emme:&lt;br /&gt;* Nedenleri: Parmak emme küçük yaşlarda sık görülen bir alışkanlıktır. Genellikle dört yaşına kadar kendiliğinden ortadan kalkar. Alışkanlığın sürekli dişlerin çıktığı yaşlarda da sürmesi, bu dişlerde ve damakta yapısal bozukluklara yol açar. Bu bozuklukların nedeni parmağın ön dişlere ve damağa uyguladığı başınçtır. Ortaya çıkan bozukluğun derecesi emmenin süresine, sıklığına, şiddetine ve emme sırasında parmağın pozisyonuna bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tedavisi: Parmak emmeyi önlemenin en etkili yolu parmak emmeye eğilim gösteren çocuğu emziğe alıştırmaktır. Emziğin hem verdiği zarar daha azdır, hemde daha kolay bırakılabilir. Tedavinin zamanlaması çok önemlidir. Çocuğun kendisi bu alışkanlıktan kurtulmayı istemedikçe, tedavinin başarıya ulaşması imkansızdır. Çocuğun çevre baskısına uğramaması ve alay edilmemesi için okul çağından önce bırakması psikolojik yönden çok faydalıdır. Çocuk baskı altına alınmadan cesaretlendirilerek, ödüllendirilerek pozitif yönlendirilmelidir. Eğer her şeye rağmen 6 yaşına kadar alışkanlık kırılamamışsa diş hekimine başvurularak profesyonel yardım alınması gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Emzik:&lt;br /&gt;Bebekler için emmek rahatlamanın ve güven içinde hissetmenin en doğal yoludur.&lt;br /&gt;Eğer bebek parmak emme eğilimi gösteriyorsa, derhal emziğe yönlendirilmelidir. Emzik parmak emmeye göre hem daha az zararlıdır; hem de sonraki yaşlarda daha kolay bırakılabilir.&lt;br /&gt;Emzik günün büyük bir bölümünde değil, sadece gerekli olduğunda verilmelidir.&lt;br /&gt;Yapısal bozukluklara yol açmamak için, mümkün olduğu doğal meme yapısındaki emzikler seçilmelidir.&lt;br /&gt;Emziklerin yapısının sağlamlığı her gün kontrol edilmelidir.&lt;br /&gt;Emziğin büyüklüğü ağzın yapısına uygun olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Biberon Çürüğü:&lt;br /&gt;Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir. Bun önlemler şunlardır:&lt;br /&gt;* Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin.&lt;br /&gt;* Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.&lt;br /&gt;* Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.&lt;br /&gt;* Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.&lt;br /&gt;* İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda hangi diş macunu ne kadar kullanılmalıdır?&lt;br /&gt;Bebeklik döneminde ve üç yaşına kadar çocuklarda diş macunu kullanımı önerilmez. Diş macunu kullanımına üç yaşından sonra başlanmalıdır.Ancak reklamlarda gördüğünüz gibi 3-5 cm. değil, bir leblebi kadar macun fırçalama için yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş macunu kullanımına başlandığı dönemde, florürlü diş macunlarından herhangi biri tercih edilebilir. Önemli olan çocuğun seçilen macunun tadını sevip istek duymasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırçalama işleminde macundan çok, etkili bir fırçalama işleminin önemli olduğunu unutmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dişlerinde acil durumlar:&lt;br /&gt;* Diş Ağrısı: Ağrıyan dişin çevresini temizleyin. Ilık tuzlu su ile gargara yaptırın ve eğer varsa sıkışmış yiyecek artıklarını diş ipi ile uzaklaştırın. Asla dişin üzerine aspirin ya da benzeri ilaçlar koymayın. Çocuğunuza daha önce de denemiş olduğunuz bir ağrı kesici verin ve en kısa sürede bir diş hekimine götürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Isırılmış Dudak, Dil, Dudak Yada Yanak: Yaralı bölgeye buz koyun. Eğer kanama varsa, temiz bir gazlı bez ile hafifçe basınç uygulayın. Kanama 15 dakika içinde durmazsa diş hekiminize başvurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Diş Tümüyle Çıkmışsa: Dişi bulun. Köküne mümkün olduğunca dokunmadan alın. Diş hekimine gidene kadar dişi saklamak için en ideal ortam süttür. Temiz bir kapta sütün içinde koruyarak en kısa sürede diş hekiminize gidin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Süt Veya Sürekli Dişlere Travma: Hiç zaman kaybetmeden diş hekiminiz ile temasa geçin. Travmalardan sonra her kaybedilen saat oluşan hasarı büyütmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Diş Hekiminize ulaşana Kadar: Yarayı ılık su ile temizleyin. O bölgeye soğuk kompres uygulayın. Varsa Kırık diş parçalarını saklayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6674972624370703499-4621022301450917035?l=saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4621022301450917035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6674972624370703499/posts/default/4621022301450917035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://saglikli-yasam-merkezi.blogspot.com/2010/03/cocuklarda-dis-saglg-dis-hastalklar-ve.html' title='Çoçuklarda diş sağlığı, diş hastalıkları ve öneriler'/><author><name>Webmaster</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
